Eskilerden
girersek işimiz zor. İki küçük kol düğmesi olamadık derim ben, olamadıkça
canımız yandı. Defalarca denenmiş ve bir sonuca ulaşamamanın acısını yaşamış
insanlardık biz. Barış Abimiz vardı bizim, sokakta elimiz yüzümüz tozdan
topraktan görünmeyene kadar oradan oraya koştururduk.. Eve gidemezdik düşünce,
annemiz içeri alır da ”bu günlük yeter artık çıkma” der diye.. Topu kaçıran
alırdı arkadaş bizde, kimseye haksızlık etmezdik erkek-kız fark etmezdi
arabanın altına girilecek, o top alınacak! Ne günlerdi, akşamları erken
yatırıldığımızda uyumakta zorlanırdık, sanki biz uyuyunca bir şeyler
kaçırırmışız gibi olurdu… Sonra büyüdük ve kabuk bağlayan yer sadece diz
kapağımız olmadı ve bu sefer o kabukları biz değil başkaları soymaya başladı,
defalarca.. Birisiyle tanıştık ‘bu’ dedik işte bu o! Ama biz kol düğmesiydik,
birbirimize çok yakındık ama hiç dokunamadık..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder